21 Şubat 2011 Pazartesi

DÜNYANIN İLK YUMURTALI EYLEMİ !

DÜNYANIN İLK YUMURTALI EYLEMİ ! 

 

 

Bir süre önce yazdığım bu yazıyı, Marmaris’ te abd’nin soykırımcı ve tecavüzcülerini protesto eden TGB üyesi genç dostlarımın eylemlerinin yanında olduğumu bildirmek için yeniden güncelliyorum.

11. 02. 2011 / CUMA.

 





             İktidarın icraatlarına karşı duran herkes hissesine düşen payı alıyor. Coplar, tekmeler, yumruklar havada uçuşuyor, teknolojinin nimetlerini kullanarak ağır çekimle izleseniz bile, uçuşan malzemeyi gözle takip etmenin imkanı yok.
            
             Genç dostlarımız, Anadolu’ nun hemen her yerinde Emniyet Müdürlüklerinin müdavimi oldular. Biri giriyor, biri çıkıyor. Nezarethanelerin temizlenmesi için ayrılacak zaman bile yok. Ne yapmış bu gençler..? “ Yasa dışı örgüte üye olmuş, polise direnmiş, devlet otoritesine karşı gelmişler…”
             Suç aleti ; “ YUMURTA ”
             Bir başka suç aleti ise “ KONFETİ ”
             Komik..!

             
            Yumurta ve konfetiden suç aleti sonucunu çıkaran tek hükümet bizimki olsa gerek. Dünyanın bir başka ülkesinde, böyle bir sonuca varan her kim olursa olsun ciddi gözetime tabi tutulurdu. Haydi buyurun inceleyelim. Bakalım konfetiler ve yumurtalar nasıl suç aleti olarak kullanılırmış..!

            Efendimmmm….
            Miladi yıldan hayli önce, günümüzde adı SİDE olarak geçen turistik beldemizde Lidyalılar, Persler, Romalılar, Yunanlılar, o’nlardan öncekiler ve sonrakiler yaşamış. Akdeniz gecelerinin hiç boş kalmadığının belgesi. Binlerce yıl boyunca balıkçı teknelerinde, sahilde kumlar üzerinde, Apollonis tapınağında, ( eğer üniversite öğrencisi ise…) yer altı zindanlarında, mağaralarda… yatmaktan sıkılmışlar ve bir inşaat mühendisine başvurmuşlar.
Mühendis demiş ki ; “Hımmm. Evet… Ev yapabiliriz… Maliyeti karşılarsanız.”  Millet sormuş, “ Nasıl olacak bu ?”
Mühendis yanıtlamış, “TOKİ’ yi kuracağız, ihale açacağız. Kazanan firma toplu konut yapacak, sonraki 20 yıl içinde sizler satın alacak ve içine yerleşeceksiniz…”
Millet demiş ki, “ Ohhoooo. Kim öle, kim kala…”   

            O gece SİDE halkı toplanmış, Mısır’ dan DEVEKUŞU YUMURTASI getirilmesine karar vermişler. Bir saksağan kuşunun ayağına iliştirdikleri not, günler sonra Mısır firavunu Ramses’ e ulaşmış.
            Ram “ses” ile İbrahim Tatlı “ses” i karıştırmayın. Ramses, iyi bir şarkıcı olduğu kadar akıllı da bir adam. Hızla  plan yapmış ve zamanın  kelebek yüzme dalında olimpiyat  şampiyonunun sırtına Devekuşu yumurtası çuvallarını yükleyip, Akdeniz’i geçerek Side’ ye ulaşmasını emretmiş. 20 metre kadar gidip, ağzından su alması sonucu batarak ölen olimpiyat yüzme şampiyonunun cenaze töreninden sonra bu işi başka türlü çözmek gerektiği kanısına varan Ramses ulemalarına danışmış, malzemenin hava yoluyla ulaşmasına karar vermiş ve buyurmuş ki, “Derhal uçak icat edile…”  
Böylelikle, o çağın en önemli teknoloji harikası olan Zümrüt ü Anka Air Lines ortaya çıkmış. Antik Mısır Uygarlığının insan yaşamına katkıları saymakla bitmez.
               Biz dönelim tarihsel belgelerimize.

               Uçuş sırasında diğer türlerden dişi kuşlara sarkıntılık etmekten, uçuş kurallarına uymamaktan, yiyecek çalmak amacıyla Venedik bandıralı ticari gemilere saldırmaktan ve sol arka stop lambasının çalışmamasından ötürü aylarca hapis yatan Zümrüt ü Anka Kuşu, 3 yıllık rötarın ardından nihayet Side’ ye inmiş.
               Aynı gece Side halkı yeni bir toplantı düzenleyip, yumurtaların bir kısmını kırmızı toprakla karıştırıp yapıştırıcı elde etmeye, Apollonis, Aphroditas ve diğer tapınaklardan elde edecekleri tuğlaları ve bu yapıştırıcıyı kullanarak kendilerine ev yapmaya karar vermişler.
               İşte, tarihte ilk GECEKONDU yerleşimi böyle ortaya çıkmış.
               Ve, tarihte ilk gecekondu yıkımı da.

               Siz, Side hükümdarı Recebus’un kendi yasalarının dışında ev inşaatına izin vereceğini mi sandınız ? Ayıp ettiniz. Üstelik Toplu Konut İdaresini kurmak, dünyanın en zengin 8 hükümdarı arasında kendi adını duyurmak üzereyken.
               Elbette karşı koyacaktı. Yaptı da. Ama, o ne..?

               Elde kalan Devekuşu yumurtaları havada uçuşuyor, yumurtanın isabet ettiği herkes bir anda sarı, beyaz, kırmızı renklere bürünüyor. Etrafta dayanılmaz, tarifi imkansız bir koku.

               Recebus, yumurtaya bulanmamış güçlerini geri çekmiş. Yeni bir saldırıya hazırlanırken tarihçi ve sahaf, TV program yapımcısı, köşe yazarlığından köşe olmuş düşünür  Heredotus’u çağırmış ve olayları kaydetmesini söylemiş.
               Olayları bir de tarihçi Heredotus’un anlatımından dinleyelim.

                “Vay anasını sayın seyirciler be ! Öyle bir direniş ki, ben bile şaştım ve de kaldım. Ellerinde yumurta ve Pers yapımı füzeler taşıyan binlerce, hatta milyonlarca, siz deyin milyarlarca yasa dışı örgüt üyesi, Kemalist, Komünist hatta bir de faşist uzantıları, zavallı güvenlik güçlerimize acımasızca saldırıp, üstlerini başlarını kirletiyorlar. Yeryüzünün ve gökyüzünün tek hakimi, Tanrı’nın bizlere bahşettiği ulu insan büyük hakanımız “Sultan 1.nci Recebus” ise kendilerinden sakin olmalarını, yumurtaları heba etmektense pişirip yemelerini  istiyor. Ben Heredotus… Çakarım.”

                İşte bu sırada Side kentinin en bilge adamı olduğu kuşku götürmez Burhanyus Kuzukis, ellerinde şemsiye taşıyan yüzlerce savaşçının eşliğinde olay yerine dahil olmuş. Eski dostu Undokutanyus’un fırsatlar diyarından ucuza ithal edip millete inanılmaz fiyatlara sattığı yumurtaların saldırı amaçlı kullanıldığını sanıp “Yapmayın. O yumurtaları heba edeceğinize yeyin. Ben yemem ama eminim ki yumurta, kafanızı çalıştırır…” demiş.
               
                Olaylar yatışıp, her şey eski haline ( ! ) dönünce Burhanyus Kuzukis, yumurta atan şahısların kendisini hedef aldığını, yaralanmamasının mucize olduğunu… söylemiş.

                İşte o günden beri barışçıl amaçlı protesto eylemleri yumurta gösterisi olmadığı sürece tatsız, sönük geçer.
                Burhanyus Kuzukis adlı bilge adam her ne kadar hedef alındığını söylese de, günümüze dek ( değil Devekuşu yumurtası…) içinde deve olan bir şeye denk gelip te  kafası yarılan kimseye rastlamadım ben.

                Ya siz..?


Necmettin Tanju SÜAR.
11 Aralık 2010 Cumartesi  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder