22 Mart 2012 Perşembe

ALİ ÖZGÜNDÜZ ( CHP İST. M. VEKİLİ ) GÜNDEMİ DEĞERLENDİRİYOR 4.mpg

ALİ ÖZGÜNDÜZ ( CHP İST. M. VEKİLİ ) GÜNDEMİ DEĞERLENDİRİYOR 3.mpg

ALİ ÖZGÜNDÜZ ( CHP İST. M. VEKİLİ ) GÜNDEMİ DEĞERLENDİRİYOR 2.mpg

ALİ ÖZGÜNDÜZ ( CHP İST. M. VEKİLİ ) GÜNDEMİ DEĞERLENDİRİYOR 1.mpg

İÇERİDEKİ ÖZGÜRLER, DIŞARIDAKİ TUTSAKLAR.

İÇERİDEKİ ÖZGÜRLER, DIŞARIDAKİ TUTSAKLAR.

Ortadoğu bölgesinde “ Adalet ve kalkınma “ adı taşıyan 4.ncü parti olan A, Ke ve Pe’ nin Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, bir itirafta bulunmuş. Demiş ki bay Çelik, “ Sadece dışarıdan yönetilen, yönlendirilen, gündemi belirlenen bir ülke değiliz. Aynı zamanda, dünya siyasetini belirleyen, yönlendiren ülkelerin de arasındayız…”

Bay Çelik’ in demek istediği şu, “ Eyvallah. Bizi yönlendiriyorlar, yönetiyorlar, gündemimizi dışarıdan belirliyorlar ama, biz de boş durmuyoruz. Her dediklerini şak diye yerine getirip, tak diye selam duruyoruz. Hal böyle olunca, bölgede söz hakkı olan devletlerin arasında yerimizi alıyoruz…” Tak – Şak paşa örneği yani.
Bay Çelik’ in bunca lafı edip arada, bilinç dışı itiraflara dayanması boşa değil. Tüm gayreti, Afganistan, Irak, Libya, Suriye… de yaşanan ve ileride de tarafımızca yaşatılacak olan… abd soykırımına kılıf dikmek. Aksi halde Recepgiller familyası, yaşamının en büyük bozgunuyla karşı karşıya kalacak. Kafalarına kargalar pisleyecek. Bir de şu yönden bakalım;
“ Dünya ( ya da sadece bölge ) politikasını yönlendirme safsatalarına “ çocuklarımızı ortak edip, canlarını – kanlarını gümüş tepside sunuyoruz. Kazanan kim ?
Recep, dünyanın 8. nci zengin siyasetçisi.
Recepgiller, ülkenin ve işgal altındaki bölgenin iliklerini sömürüp, kuruş vergi ödemeyen asalaklar.
Böylesine kıyak bir sisteme direnecek herkes, ölene dek içeri tıkılmalı elbet. Yoksa, durum vahim.

Bugün, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’ in Ergenekon tertibi ile tutsak alınışının 4, hücreye atılarak tecrit edilişinin 1. nci yılı doluyor.
Dünyanın bir başka ülkesinde, ömrünün neredeyse yarısını vatanının tam bağımsızlığı, onurlu geleceği ve halkının mutlu ve özgür yaşaması uğruna mahpushanelerde geçirmiş bir lider var mıdır acaba? Üstelik, hakkında imal edilmiş tüm kanıtların “ imalat hatası, defolu, Mahmut Paşa malı…” olduğu ortaya çıkmışken.
Üstelik ısmarlama iddianame, satır satır yalanlanmış, çürütülmüşken.

Dünyanın bir başka ülkesinde, kendi ülkesi hakkında yabancı istihbarat örgütlerine bilgi sızdıran bir hükümetin, yabancılarla oturup, 2 sayfa, 9 maddelik “ gizli anlaşma yaptığını” ve bu anlaşmanın “ gizli “ oluşundan dolayı içeriğini açıklayamayacağını söyleyen bir cumhurbaşkanının, yabancıların, bölgemizdeki 24 ülkenin haritasını değiştirmeye yönelik projesinin “ eş başkanı “ olduğunu ve ülkenin bir ilinin bu projeye dahil edilip, “ merkez “ yapılacağını utanmadan itiraf eden bir başbakanın iktidarı uzun süreli olabilir mi? Ama, bizde olur. Çünkü, “ Demokrasilerde çare, tükenmez. “ Mutlaka bir kılıf bulunur. Olmadı, “ Kanun Hükmünde Kararname “ yayınlanır, Anayasa değiştirilir. Yasal olmayan bir hükümet te olsa, Anayasa değiştirmek için gerekli şartlar oluşmasa da ( bu şartların oluşması için hükümetin MEŞRU OLMASI gerekse de…) her şey mübahtır. Ne de olsa, bunun adına “ Türk Demokrasisi ” diyoruz. Öyle, her Demokrasiye benzemez. Bizimki, bize özeldir.

Yukarıda değindiğim BOP oğlu BOP projenin mimarları tarafından semirilip, BUŞ BAKAN – C. Başkanı koltuklarına yerleştirilen, bir kısmı da Yasama görevinde aksaklık yaşanmasın diye Meclis’ e doldurulmuş abd finoları işin ciddiyetini anlayınca, nasıl kıvıracaklarının derdine düştüler. BUŞ BAKAN’ ın hastane macerası da İbrahim Tatlıses’ in vurulma olayına döndü ama neyse. Hastane günlerinde yaşanan koltuk kavgalarını ben, tam 3 yıl önce BUŞ BAKAN biraderime anlatmaya çalışmıştım ama…
Yahu ben, bu adamın salaklığına hayranım. En azından, tükürdüğünü yalamıyor. Ne diyorsa, o !

Kıvıran, başkaları. Yani, amerika.
Afganistan’ da Türk askerine muharip görev verilmeyecekti, kıvırdı. Şehitler gelmeye başladı. Ne olacak şimdi ?
Şehit cenazelerinde slogan atılması yasaklanmıştı. Kimse iplemedi. Üstelik, en kocaman devlet görevlileri yuhalandı.
Ha, öyleyse…
Bundan böyle Şehit cenazelerine halkın katılımı yasak…
Olur da abd, Suriye konusunda ısrar ederse, kırmak olmaz. Şehit mehit dinlemez abd. Tepesi atmaya görsün. Koltuktan, cumhursuz Cumhurbaşkanlığından oluruz vallahi.
Hazır, dışarıdakileri Komünist – Milliyetçi, Kürt – Türk, Alevi – Sünni… diye birbirine düşürüp, çöpçatan, yemek, aile içi çatışma, en baba yetenek… programlarıyla oyalıyorken, içerideki özgürlerden gayrı, dışarıdaki tutsaklar daha evlayken, özel üniversitelerde öğrencilere, “ Atatürk Cumhuriyetinin tüm pislikleri, bizlere güzel bir şeymiş gibi anlatıldı. Bizim sayemizde Türkiye, gerçek cumhuriyetin ne olduğunu gördü…” zırvaları anlatılıp, Atatürk düşmanı bir nesil yetiştirilirken…
Yargı sürecini hızlandırmanın alemi var mı ?

Öyleyse içeridekileri, içeride tutmanın yolları bulunmalı. Hani şu, 16 celse ya da karar aşamasına dek duruşmadan men cezası… gibi. Hazır, kendilerini özgür sanan dışarıdakiler de tutsak alınmışken. Hazır, o’nları uyandıracak, örgütleyecek liderler içerideyken…

Ha. Unutmadan…
Yeni CHP’ nin Genel Başkanı arkadaşın amacı ortada. İyi ama, eski MHP’ nin “ milliyetçiliği – Atatürkçülüğü kimselere kaptırmayan delikanlı Genel Başkanı, attı mı mangalda kül bırakmayan, Kasımpaşalıdan daha delikanlı MHP’li dostlar neden bizim eylemlerimize katılmazlar, bizimle güç birliği yapmazlar acaba ? Yoksa, yeni şehitlerin gelmesini mi bekliyorlar ?

Necmettin Tanju SÜAR.
21 MART 2012/ PERŞEMBE