23 Şubat 2011 Çarşamba

YAŞASIN “FETVA” GELDİ !





Eğitim sistemimizdeki yozlaşmışlık, laçkalık ve kokuşmuşluk, kendini bu dönemde ayan beyan ortaya seriyor. Çare üretmek durumunda olanlardan bir beklentimiz olamaz elbette. Çünkü o’nlar, çare yerine sorun üretmeyi daha kolay görmekteler.

BOP’ un yüzü suyu hürmetine, ülkemizde ciddi değişikliklere imza atılıyor. Eğitim sistemimiz, “Açılım” adı verilen bu değişikliklerde ilk sıralarda yerini alıyor. Okullar kapatılıp, yerlerini devasa alışveriş merkezlerine bırakıyorlar. Tarikat okullarına, kurslarına, dershanelerine… büyük yatırım yapılırken, karda kışta okullarına varabilmek için saatlerce yürümek zorunda kalan ilköğretim öğrencilerine servis aracı bile verilemiyor. Neden ; “ödeneksizlik ! ”

Bu arada, Laik eğitim sistemine birkaç cepheden saldırılar sürüyor. Örneğin, kız ve erkek öğrencilerin birbirlerine 45 santim ile 1 metreden fazla yaklaşmalarının yasak edildiği okullarımız var. Okul yönetimlerinin yıllardan beri sürdürdüğü “kız ve erkek öğrencilerin kılık, kıyafet uygulaması” değişiyor, yerini “ Ilımlı İslam ” teorisinin çağdışı, yasa dışı, akıl ve mantık dışı… UCUBE uygulamaları alıyor.

Geçenlerde internette dolaşırken ( yaşının 12 – 13 olduğunu düşündüğüm ) bir öğrencinin yazısına rast geldim. Aynen şunlar yazılıydı.
“ Bugün okula giderken elim, yanlışlıkla bir adama çarptı. Acaba günaha girmiş olabilir miyim ? ”
Alın size çağdaşlık, alın size bilim, alın size eğitim.


Ülkemizin “ eğitilmiş ” bilim adamı fetva veriyor.
“ Topuklu ayakkabı giyen kadın yolda yürürken ta uzaklardaki erkeklerin dikkatini çeker. Ayetlere aykırıdır…”
“ Kadının saç boyaması caiz değildir. İnsanı kibre ve şımarıklığa götürür…”

“ Kadının yüzü avretten sayılmasa da, bir fitne söz konusu olduğunda yüzünü örtmeli, hatta evden dışarı çıkmamalıdır…”

“ Kadın, erkeklerle konuşurken kırıtmadan, sesini yükseltip, inceltmeden konuşmalıdır…”

“ Kadın, yabancı erkeklerin alabileceği şekilde koku sürecek olursa, o kadına Cennet kokusu haram olacaktır…”

İşte eğitimli bilim adamımız. İşte Profesör Doktor ünvanlı, din bilginlerimiz ve o bilgin ( ! ) lerin toplum için faydalı gördüğü bilgiler.


Benim görüşüm ; yaşamı boyunca baskı altında kalmış insanlar, ( unvanları ne olursa olsun…) toplumdan hınç alma gayretine girebilirler. Bu tespit herkes için geçerli değildir elbet. Bazıları da, bulundukları makamı kullanarak bu fırsatları değerlendirir. Örnek mi ? TV kanallarında “ Hayatım boyunca ders kitaplarından başka bir tek kitap bile okumadım…” diyen birinden söz etmiştim. Daha önceki yazılarımı okumuş olanlar bilirler. Bu sözleri sarfeden zır cahil arkadaş, bulunduğu makamı da ziyadesiyle kullanıp, kendinden daha eğitimli, ileri görüşlü ve aydın insanlara olan öfkesini açığa vuruyor ve, “ Silivri’ de bir tek aydın bile yoktur…” diyebiliyor.

TGB’ li gençlere, üniversite öğrencilerine, atamaları yapılmamış binlerce işsiz öğretmene karşı yapılan saldırıların amacı bu. Kopya skandallarında da amaçlanan bu. Aydınlanmaya ve Atatürk Türkiye’ sine karşı açılmış bir savaş var. Türkiye’ miz, bu savaşın içine çekilmek isteniyor. Devletin üst düzey kadrolarında çöreklenecek yeni nesiller yetiştiriliyor. Bir yandan etnik yaralar kaşınıyor, bir yandan dinsel öğeler kullanılarak , toplumun dikkati dağıtılıyor.
Özel okullar açılarak hem Türkiye Cumhuriyeti’ nin temellerini sarsacak bir eğitim sistemi inşa ediliyor, hem de büyük bir rant kapısı aralanıyor. Özelleştirme ve yabancılaştırma furyası bütün hızıyla sürüyor. Yakın gelecekte “ Üniversite eğitimi, elit kesim için geçerlidir. Yoksul insanların eğitime ihtiyaçları yoktur…” yolunda söylemler duyarsanız şaşmayın.

Çünkü, Türk siyasi yaşamını belirleyenler o’ nlar zaten.


Necmettin Tanju SÜAR
20. ŞUBAT.2011/ PAZAR.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder